My Captain Mr Underground (Kmovie)

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek

My Captain Mr Underground (Kmovie)

Mesaj tarafından dek_ort Bir Ptsi Ocak 26, 2009 1:56 am



A Buddha statue, a national treasure, disappears one day. Dae-chul. a cold and professional grave robber, stole the treasure, but two children, Ji-min and Byeong-o, steal it from him. He begins chasing them. Even though he is charismatic and has an inborn talent for robbery, he realizes Ji-min and Byeong-o are not negligible and common children. Facing these two peculiar children, Dae-chul makes a strange plan. He appoints the children as special investigation agents, gives them money for action, and sometimes cajoles or bullies the children into finding the treasure. At last they begin their own secret and suspicious operations for the treasure and unexpectedly discover the real treasure…

* Jeong Jae-yeong
* Jang Seo-hui
* Lee Gi-yeong
* Lee Do-gyeong
* Nam Ji-hyeon
* Kim Su-ho
avatar
dek_ort

Mesaj Sayısı : 224
Yaş : 32
Nerden : Kocaeli
Kayıt tarihi : 25/01/09

Kullanıcı profilini gör http://ofori.wordpress.com/

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

Karanlık işlerin kahramanı..

Mesaj tarafından dek_ort Bir Ptsi Ocak 26, 2009 1:57 am

Dün Jeong Jae-yeong’in oynadığı filmlere bakınca bu film çekti dikkatimi, bende o hevesle oturdum izledim.100 kusur dakika sürüyor ama akıcı bir şekilde ilerlediğinden insan rahatsız olmuyor uzunluğundan.-ki burada iç sesim gündeme geliyor ve “biz tam 3 saat süren nice Amerikan filmleri izledik, bu da bir şey mi” diyor- .Kore filmleri her ne kadar tanıtımında türü hakkında bilgi verse de, bence bu yeterli olamıyor, çünkü her daim daha sert bir zemine geçebilme potansiyeline sahip olabiliyorlar..

Bu filmde onlardan biri bence; yumuşak başlayıp sertleşebilme imkanı var ve bunu izleyeni rahatsız etmeden, göze batmadan yapabiliyor.Çizelge aynen şöyle; yumuşak- sert- daha sert- ve son olarak izleyene göz yaşı döktürecek ve aynı anda güldürecek kadar yumuşak.Peki nedir bu filmi böyle türler arası geçişe sürükleyen hikayesi.Bir mezar kazıcısı var elimizde, aslında bu onun yaptığı işe uygun bir tanım olmadı.Kendisi arkeologların çalışma alanlarına gece girip önemli tarihi eserleri büyük bir ustalıkla ortaya çıkartıp, sırra kadem basabilen bir insan.

Filmde böyle bir açılış sahnesiyle başlıyor esasında, bizimki kıymetli bir heykeli çalıp onu gizli bir yere gömüyor.O sırada onun sığınağına köpeğini takip ederek gelmiş küçük bir kızı da “ben iyi adamım ve sende benim yardımcınsın” diyerek bertaraf etmeye çalışıyor.Ancak iki hafta sonra heykeli gömdüğü yerden çıkarmaya gittiğinde; çocukla “çocuk” olunmaması gerektiğini gömü alanındaki boşlukla anlamak zorunda kalıyor.Bu küçük kız, annesi tarafından terk edilmiş; büyükbabası ve köpeğiyle yaşayan hayata neşeyle bakan ve zamanla bizim adamı babası gibi görmeye başlayacak bir ilk okul öğrencisi.Sonradan yanlarına lösemi hastası ve kendini vampir sanan –daha çok vampir olup sonsuza kadar yaşamak isteyen- bir çocuk daha katılır ve bu üçlü başta heykelin peşinde koşarken sonra kendi dertleri peşinde koşmaya başlarlar..

Dediğim gibi, komedi olarak başlayan, hatta bunu iyi bir şekilde başaran ama içine yeri geldiğinde dramı da yedirebilen bir film var karşımızda.Üstünden zaman geçtiğinde “ çok süper bir filmdi” dedirtmez belki arkasından ama en azından yüzlerde bir tebessüm oluşturabilir.Buraya tıklayarak izleyebilirsiniz, tavsiye edilir..
avatar
dek_ort

Mesaj Sayısı : 224
Yaş : 32
Nerden : Kocaeli
Kayıt tarihi : 25/01/09

Kullanıcı profilini gör http://ofori.wordpress.com/

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön

- Similar topics

 
Bu forumun müsaadesi var:
Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz